Bugün kadınlardan bahsetmek istiyorum. Bu cesaret nereden geldiyse artık 🙂 Bunca yıldır kimse çözememişken sanki ben çözmüşüm gibi. İngiltere’den bir gazete mükemmel bir kadını şöyle tarif etmişti; 36 numara ayak, 8 santimlik topuklu bir ayakkabı ve ayak tırnaklarında kırmızı ojeler. Ayrıca erkeklerin üçte birinin ilk randevuda, ilk olarak kadınların ayaklarına baktığı ve bunun üzerinden karakter yargısına vardıkları da belirtildi. Ayak deyip geçmeyin, 2 bin kişi üzerinde yapılan anket sonuçlarına göre; 10 kadından 4’ünün yazın, bakımsız ayaklarını gizlemek için kapalı ayakkabılar giydiği açığa çıkmış. Yani kadınların çoğunluğu da ayaklarına önem veriyor. Bunu şöyle de kanıtlayabiliriz; Kadınların ayaklarının altına dünyayı sersek, -Şu tarafa sersek daha iyi olmazmıydı ? derler. Klasik bir deyim olacak ama kadınlar karmaşıktır. Allah,yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneşin parlaklığını, yağmurun göz yaşını, rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini aldı kadına ekledi ve onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu ve bülbülün aşkını kattı kadını yarattı. Kadınlar çiçektir, narindirler. Onları ilgi sevgi ve sadakatle beslemek gerekir. Neyse haddimi bilip konuyu burada bitireyim. Nede olsa yaşım kaç başım kaç 🙂 Kadınları tam anlamıyla anlatmak bizim haddimiz mi? Kelimelerime Melih Özer’in sözlerini yazdığı ve Teoman Alpay’ın seslendirdiği eserle son vermek istiyorum.
 venüs
Sürülmez Sefa, Çekilmez Cefa

Beklenmez vefa gibisin kadın
Bilinmez hece, sonsuz işkence
Sanki bilmece gibisin kadın

Uzun bir destan, solmaz gülistan
Sevene sultan gibisin kadın
Bazen bir çiçek, bazen kelebek
Bazen de melek gibisin kadın

Sevgiye kanmaz, aşka inanmaz
Aşktan usanmaz gibisin kadın
Gönüllere taç, ruhlara ilaç
Aşkıma muhtaç gibisin kadın.