3D Diyoruz ama; 35 trilyon rengin gümüş perdeye yansıtıldığı, 36.600 watt ses gücüne sahip bir teknoloji… Gün geçtikçe daha yenileride çıkar belki kim blir? Ama anlaşılan bu gelişmeler James Cameron’a anca yeterli gelmiş ki, yıllar önce düşündüğü filmi ancak 2009’da çekti. Sinemanın geleceğini değiştirdiği iddia edilen 250 milyon dolardan fazla bütçeyle çekildiği söylenen Avatar, kesinlikle beklediğimize değmişti.

Herşeyden önce gerçekten 3D (üç boyutlu) izlendiğinde, ben orada yaşamak istiyorum diyeceğiniz o muhteşem gezegenin muhteşem renklerini, etrafta uçuşan pamuksu ruhların sanki yanağınıza değip sizi kutsayacakmışçasına gerçek görüntülerini yaşamak, evet adeta Pandora’da olmak, bunu deneyimlemek… Son zamanlarda 3D izlediğimiz bir çok film, dışardan bir gözle, evet 3D etkileyici olmuş dedirtmekten başka bir his uyandırmazken Avatar’da, filmin içine girmeniz için size rengarenk bir kapı sunuyor. İzle izle bıkmıyorsun 🙂

Hele ki küresel ısınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz bugünlerde, dünyamızın gün geçtikçe daha dumanlı, daha kirli, daha çirkin birşeye dönmesine tanık olurken, Pandora bize cenneti sunuyor. Ama cennette yaşamak kolay değil, önce kendinizi ispatlamalısınız, ölümü göze almalısınız. Alırsınız…
Filmi çoğunuz biliyorsunuz burda uzun uzun yorumlamama gerek yok. Gizemli Şehir ve Terra’yı Kurtarmak’taki gibi vicdan, duygu, zeka gibi yeteneklerimizi kullanmayı hatırladığımız müddetçe savaşların bitebileceğini gösteren, ama benzerlerinden farklı olarak sadece göstermeyen aynı zamanda ‘yaşatan’ bir deneyim Avatar. Pandora’lı olmak isteyeceksiniz!Avatar-Muhammed-Doğan