Yıl 1930. Cemal Öğüt Hoca hacca gider. Medine-i Münevverede Peygamber Efendimizin türbedarının kendisine gösterdiği aşırı hürmete şaşırır ve sebebini sorar. Türbedar, Türkleri sevmem için bir tek hatıram bile yeter der ve anlatmaya başlar 1915 yılıydı. Hindistandan gelen veli bir zât Efendimizin kabri başında hıçkırıklarla ağlıyordu. Hıçkırıklar boğazına düğümleniyordu. Sebebini sordum. Bana Ravzaya her gelişinde Peygamberimizle mânâ âleminde görüştüğünü fakat bu sefer Efendimizi hissedemediğini söyledi. Ya benim kalp gözüm köreldi ya da Efendimiz şu an kabr-i şerifinde değil; bunun sebebini bilemediğimden ağlıyorum dedi. Bir şey diyemedim. Fakat onun sözleri kalbimde ve zihnimde yer etti. O gece Rasulullah Efendimizi rüyamda gördüm. Sabahki hadise aklıma geldi. Ben sormadan Efendimiz izah etti Hissedilen doğrudur. Ben şu an Medinemde değilim. ÇANAKKALEdeyim. Zor durumda olan asker evlatlarıma yardım ediyorum. İşte sizler Çanakkalede Efendimizin yardımına mazhar olmuş bir milletsiniz. Size olan sevgimin sebebi budur.

http://www.muhammeddogan.com/wp-content/uploads/2015/03/mescidi-nebevi.-muhammed-doğan-çanakkale-savaşı-hikayeleri.jpg
http://www.muhammeddogan.com/wp-content/uploads/2015/03/mescidi-nebevi.-muhammed-doğan-çanakkale-savaşı-hikayeleri.jpg